Mimarlığın Aritmetiği: Sayılar

Her şeyden önce Bir vardır; Tanrı’dan bile önce… “Her şeyin kökü olan Tanrı, mutlak ‘bir’liktir.”[1] Omnio ab uno: Bütün yaşam Bir’den türer.[2] Bütün sayılar da Bir’den türer; gökyüzünü, evreni, kozmosu da sayılar yaratır. Pythagorasçılara göre sayılar varlığın özüdür. Kozmos aritmetikle eşbiçimlidir; evrendeki her şey sayılarla ölçülebilir.[3] 20. yüzyılın önde gelen mimarı Le Corbusier de, “evrenin sayılardan yapıldığını” söyler.[4]

Pythagoras’a göre Bir’den cinsel ikiliği belirleyen İki’ye, oradan mekânın boyutlarını tanımlayan Üç’e, oradan da, toprak, ateş, su ve havadan oluşan Dört temel elemente ulaşılır. Bu sayıların toplamı On’dur: 1+2+3+4=10. Ve On demek, bütün yaradılış demektir. Pythagoras bu olaya tetractys diyor: “Bir’den Dört’e ilerleyerek On’a ulaşılıyor; her şeyin anası olan On’a. Yani çokluk gene “bir”lik oluyor: 10=1. Platon’a göre tetractys aynı zamanda kozmik ruhun imgesidir.[5]

 

 

Tetractys, Pythagoras’ın evreni.

 

Mimarın aklının göstergeleri: en tepede tetractys ve evren, dünya, lir, piramit, pergel, simya…

 

Pythagoras’ın tetractys’inin geometrisi: çember, üçgen ve kare birliği. D. Stolcius von Stolcenberg, Viridarium chymicum, Frankfurt, 1624.

 

Yeryüzündeki ve gökyüzündeki her şeyi tanımlayan işaretlerden oluşan sayıların sembolizmiyle ilgili, aritmetiğiyle ilgili, inanılmaz derecede zengin bir edebiyat birikmiştir. Varoluş yüzyıllarca bu edebiyat sayesinde okunup anlamdırılmıştır. Bu edebiyat konusundaki çağdaş kaynaklardan önemli bir tanesi, İslam kültürü âlimlerinden Annemarie Schimmel’in 1991’de yayınlanan Sayıların Gizemi kitabıdır. Sayıların Gizemi sayısal işaretlerin semiyolojisi gibidir. Örneğin İki, karşıtlığı oluşturur, Üç ise yeniden “bir”liğe döner: Lao-tzu’ya göre, evrenin ilkesi Tao “birliği oluşturur; birlik ikiliği, ikilik üçlüğü ve üçlük her şeyi oluşturur”.[6] İyi/doğru/güzel, katı/sıvı/gaz, sabah/öğlen/akşam, geçmiş/şimdi/gelecek, gökyüzü/hava/yer… hepsi üçlükten peyda olur. Dokuz sayısıyla ilgili mitolojiler de Çin’den Meksika’ya birçok kültürde gayet yaygın ve etkilidir çünkü dokuz, üçle üçün çarpımından oluşur. Evreni oluşturan dokuz göksel kürenin sayısıdır. Ve bunlardan her birine bir Müz karşılık gelir. Müzler esin perileridir. Sanatları yaratan Müzlerdir. Örneğin müzik Jüpiter’den doğar, epik şiir Merkür’den, aşk şiiri Mars’tan, trajedi Güneş’ten, dans ve şarkı Venüs’ten. Ayrıca, cennete dokuz basamaktan çıkılır. Hinduizmde aşk tanrısı Kama, dokuz kızdan oluşan bir filin üstünde seyahat eder. Ve daha neler, neler… On iki sayısının sembolizmi de sınırsızdır. Bir kere, Güneş’in, Ay’ın ve yıldızların devridaimini tayin eder. Dolayısıyla zamanın ve mekânın merkezindedir; mimarlığın ve şehirciliğin de...

Sayılar sınırsız bir mitoloji ve teolojidir. Schimmel, efsanevi sayıları incelediği kitabında on bin sayısına kadar gidiyor.[7]

 

Dokuz göksel kürenin geometrisi. Petrus Apianus, Libri Cosmo: Schema huius praemissae divisionis sphaerarum, Antwerp, 1539.

 

Dokuz göksel küre, üç başlı yılan imgesinin altında, cennette doğar ve yeryüzünde son bulur. Her göksel küreye Müzlerden biri karşılık gelir. En tepedeki Apollon, göksel kürelerin uyumunu sağlar. Apollon’un üstünde de tetractys bulunur.

 

Dokuz kızdan oluşan bir filin üstünde seyahat eden aşk tanrısı Kama.

 

Zamanın dönüşü: İçteki çember on iki burcu, dıştaki çember on iki ay boyunca yapılan saygın işleri göstermekte; ortada Kronos, sol elinde Güneş, sağ elinde Ay. Çemberlerin dışında kendilerine özgü giysiler içinde dört mevsim. 

 

On iki kapısından geçilen Kudüs, Opus Magnum’un imgesi. On iki sayısı, Burçlar Kuşağı’na işaret ediyor.



[1] Annemarie Schimmel, Sayıların Gizemi, çev. Mustafa Küpüşoğlu (Kabalcı, 2000) s. 53.

[2] A.g.e., s. 206.

[3] A.g.e., s. 22.

[4] A.g.e., s. 209.

[5] Alexander Roob, Alchemy and Mysticism (Köln: Taschen, 1997) s. 98.

[6] Schimmel, a.g.e., s. 71.

[7] A.g.e., s. 51, 289.

skopdergi 25