/ Pasajlar / Komünist Fener

 

 

Walter Benjamin, “Üretici Olarak Yazar” başlıklı yazısında, bir eserin kendi çağının üretim koşullarıyla nasıl bir ilişki kurduğu sorusunu (yani içeriğe dair soruyu), eserin kendi çağının üretim koşulları içerisinde nasıl bir konum aldığı sorusundan (yani teknik, işlev ve üretim aracı meselelerini öne çıkaran sorudan) net biçimde ayırır. Benjamin’in koyduğu bu ayrım, siyasi mücadelelerde sanatçıların ve aydınların tutumlarının, konum alışlarının ve tavırlarının incelenmesinde kilit yere sahiptir. Aydının proletaryayla dayanışması, her zaman, ancak dolayımlı bir dayanışma olduğundan, toplumsal ve eğitsel ayrıcalıklarından ötürü bir burjuva aydını olan aydının, Benjamin’e göre “sınıfsal kökenine ihanet” etmesi gerekir. Bu zorunlu ihanet, aydının konumundaki dönüşümde yatar: Üretim aracını –devrimci– içeriklerle besleyen biri olmaktan çıkıp, üretim aracını dönüştüren bir mühendis olmalıdır. Benjamin’in ifadeleriyle, " üretim aracını proleter devriminin amaçlarına hizmet eder hale getirmeyi görev sayan” biri…

Benjamin, Ekim Devrimi’nden sonra Rus aydınlarının tutumu konusundaki tartışmalarda “uzman” kavramı sayesinde önemli bir açıklık kazanıldığını öne sürer. Benjamin burada Sergey Tretyakov’un “Bolşevik uzman” figürüne gönderme yapmaktadır; evrensellik ile tikellik ikiliğini ortadan kaldıran bir kavramdır bu. Sanatçı ve aydınların uzman olarak görevleri, öncelikle üretim süreci içerisindeki konumlarını akılda tutmak, kendilerini evrensel aydın olarak sunma hatasına düşmemektir. Uzman artık kendini evrensel değerlerin taşıyıcısı olarak görmez, tikel veya özgül mücadeleler içinde bizzat yer alarak kendi özgül bilgisiyle mücadeleye katkıda bulunur.

Sergey Tretyakov (1892-1937) ve Gustav Klutsis (1895-1938), 1920’lerin başında Moskova Proletkült hareketindeki radikal sol akımlardan etkilenmişlerdir. Tretyakov; Eyzenşteyn ve Arvatov’la birlikte Moskova’daki deneysel tiyatrolarda çalışırken, Klutsis, 1922 gibi erken bir tarihte sokaklara ajit-prop medya stantları kurar. Ancak ilerleyen yıllarda prodüktivist sanatçılar, üretim araçlarını devrimin amaçlarına uyarlama işinde bir adım daha atılması gerektiğini anlarlar: Kitlelerin kendileri, üretici olarak yazar haline gelmelidir. 

Tretyakov’a göre Sovyet prodüktivist sanatının geleceği, muhabir, röportajcı ve amatör fotoğrafçı haline gelen işçi kitlelerine, yani “faktografçılara”[1] dayanmaktadır. 1928’de “Yazarlar Kolhoz’lara!” sloganıyla aydınları kolektif çiftliklere gitmeye teşvik eden resmî kültür politikası, bu nedenle Tretyakov’a kendi tasarısını uygulamaya koyacağı bir fırsat gibi görünür. 

Bu sloganın tam olarak ne anlama geldiği ve neyi hedeflediği muğlak bırakılmıştır ve aydınlar da çiftçiler de durumdan pek memnun değildir: Yazarların çoğu prodüktivist sanatla ilgilenmemektedir, kırsal bölgede uzun süre yaşamaya da hiç hevesli değillerdir; kolhoz’lardaki tarım uzmanları ve işçilere gelince, onlar da çiftliklere gelecek bu “turistler”den, “tatilciler”den ve “şeref konukları”ndan memnun olmazlar. Tretyakov, bu işi uzun ve sık sık kesintiye uğrayan bir süreçteki ileri bir aşama olarak gören tek kişidir. Ancak, bir önceki onyılda Proletkült’te kazandığı tecrübelerden hareketle, bu aşamanın resmî sloganda ima edildiği gibi sanatın “halka gitmesi”nden ibaret olmadığını düşünür. Ona göre bu süreç, daha önceki deneyimlerin özgül kamusal alanlarda ve kolektif çalışmalarda geliştirilip ilerletilmesi anlamına gelir. Daha somut ifade edersek, kırsal kolektifin sınırlı mekânında organizasyonel bir sürecin hayata geçirilmesi demektir. 

Tretyakov böylece çağrıya cevap verir ve Temmuz 1928’de Kuzey Kafkasya’daki Komünist Fener komününe gider.

– Gerald Raunig[2]

[Aşağıdaki pasajlar, Tretyakov’un Feld-Herren (Berlin, 1931) adlı kitabından alınmıştır. Alıntıların kaynakları notlarda verilmiştir.] 

 

Gustav Klutsis, “Sovyet Çiftliklerinin [Sovhoz] ve Kolektif Çiftliklerin [Kolhoz] İnşası, Kırsal Bölgelerde Sosyalizmin İnşasıdır”, afiş, 1930.  

 

Kolhoz’a ilk gidişimden sonra, yazmak için bilmek gerektiğini anladım. Yazar içgüdüsü yeterli değil. Ne kadar yetenekli olursanız olun, işlediğiniz konuyu derinlemesine tetkik etmediyseniz ancak yüzeysel bir resim çizebiliyorsunuz. Bu nedenle 1928’de önüme şu hedefi koymuştum: Agronomiden muhasebeye, tarımla ilgili her şeyi öğrenmeye çalışacaktım. Kolhoz’da şeref konuğu veya gözlemci gibi davranmayacak, çiftliğin işletilmesiyle ilgili işlerde bizzat görev alacaktım. Bir gözlemcinin kayıtlarından oluşan kısa metinlerimin, bir kolhoz mensubunun iş siciline dönüşmesi böyle oldu. Metinler çiftlikteki durumu analiz ediyor, acil çözüm bekleyen sorunları ortaya koyuyor, somut öneriler getiriyor, sağlam müdahaleler talep ediyordu – kısacası, diğer işçilerden farksız, doğal bir parçası olarak dahil olduğum bir şeyin inşasında faal ve mücadeleci bir rol üstlenmiştim. (Feld-Herren, s. 19)[3]

[…]

 

Kolhoz’da ne yaptım? 

Traktörlere buji alınmasından brandaların onarılmasına, harman makinelerinin kurulmasından tekil çiftliklere yardım edilmesine kadar, kolhoz’un tüm hayati sorunlarının tartışıldığı yönetici toplantılarına katıldım.

Kolhoz'larda kitlesel toplantılar düzenledim… [Tarım Halk Komiseri] Yakovlev’in tezlerini açıkladım. Kolektife katılmamış çiftçileri kolhoz’a katılmaya ikna ettim. Kreşlerde kavga eden anneleri barıştırdım. Hasadın nasıl pay edileceğiyle ilgili istişarelere katıldım. Eğitimcilere at vermek istemeyen fazla hevesli ekonomistlerle tartıştım. Aydınlardan gazete için malzeme kopardım. Radyoculuk derslerine katılanların, anlaşılması zor derslerdeki pasajları çözmelerine yardımcı oldum. Çiftçilerden gelen her türlü şikâyeti soruşturdum. Kolhoz’u kulak’lardan ve kolektivizasyon-karşıtı unsurlardan temizlemeye yönelik toplantılarda söz aldım. 

Ordu tarafından yürütülen tıbbi muayenelerden sorumlu komisyona üyeydim; ayrıca kolhoz topraklarının baharda işlenmeye hazır olup olmadığını kontrol etmem gerekiyordu. Bu iş bana zor gelmişti, çünkü başlarda hangi hamutun iyi hangisinin kötü durumda olduğunu veya sabanın hangi parçalarının eksik olduğunu anlayamıyordum. Böyle şeyleri önemsiz sayan insanlar var. Sabanın parçası eksikse ona nalbant bakar, yazarı böyle şeylerle meşgul etmenin âlemi yok, diye düşünürler. Yanlıştır bu düşünce: Sabanı tüm ayrıntısıyla bilmeden kolektif çiftçinin ruh halini idrak edemezsiniz, o zaman da bir konuşmayla, metinle, başka deyişle yazara mahsus herhangi bir çalışmayla kendinizi göstermeniz mümkün değildir. 

Okuma kulübelerini, lokalleri teftiş ettim; bir sonraki yaz kendileri için kreş açmak istediğim çocuklara göz kulak oldum. Delegelere, ziyaretçilere ve tugaylara, yapılan işleri gösterdim. Bozkırlardaki sosyalist rekabet üzerinde açık ve genel itibarıyla anlaşılır bir denetim kurmanın yöntemleri üzerinde çalıştım. Kolhoz’da kültürel etkinlikler düzenlemeye yarayacak sinema çardakları ve geçici lokaller için tasarı hazırladım. Bu iş için gereken doğru insanları, araçları, yardımları ve parayı topladım. Moskova’dan portatif radyolar ve kâfi boyutlarda bir kütüphane, Georgievsk’ten gezici sinema getirttim. Yirmi Beş Bin tugayından Yoldaş Schimann’ın yardımıyla yaptığım bu çalışmalar, eğitim faaliyetlerimizin temellerini oluşturdu.

Eğitimcilerle kongreler, köy muhabirleriyle konferanslar tertipledim; duvar gazetesi sergisi düzenledim. Kolhoz cephesinden, […] Moskova gazeteleri ile dergilerine sürekli yazı gönderdim. 

Kolhoz gazetesini organize ettim ve yönettim. Başta, Terek gazetesinde, tarlaların ekime hazırlanması hakkında bilgi veren bir ek olarak çıkıyordu. Sonra, sayısız toplantı, mektup, telgraf ve ihtarın, yılgınlıkların ve vaatlerin ardından, iki Moskova gazetesinden destek alınmasını sağladım. Moskova bize dizici gönderdi, kâğıt ve montaj malzemeleri tedarik etti. Şimdiden 60 sayı çıkmış olan gazetemizin, kolektivizasyonda hayli somut ilerlemeler kaydedilmesinde önemli payı olduğu görülüyor, gazete olmasa bu işi başaramazdık. Dizicinin yanına bir de çırak verdim – eski çoban, kendini yetiştirmiş bir sanatçı. 

Kaydettiğim notların, tutanakların, belgelerin ve taslakların yanı sıra, kolhoz hayatını kamerayla da belgeliyorum. Elimde halihazırda 2000 negatif var. Kırsal kesimde yaşanan, tarih boyunca eşi görülmemiş derinlikteki bu değişimi daha eksiksiz ve çarpıcı biçimde görüntülemek için daimi bir film çekim sistemi kurmayı önerdim: Bir sinemacılar grubu kurulup, kolhoz’da yaşanan uzun vadeli değişimler kayda alınacaktı. MejRabPom’un [Workers International Relief, WIR] film stüdyosu bana böyle bir kadro tahsis etti. Çalışmalarında önemli kopukluklar olduğu görülse de, hatırı sayılır malzeme topladılar. (Feld-Herren, s. 20-22).[4]

[…]

 

Ocak ayı sonunda çiftliklerde, komünün avlularında, koridorlarında yeni kolhoz’lardan gençler boy göstermeye başladı. Sessizdiler, komünün etrafında küçük bir at sürüsü gibi ürkek ürkek dolaşıyorlardı. Aralarına bir tane genç kız karışmıştı. Genel Çizgi filmindeki Marfa Lapkina’ya benziyordu, tek farkı ondan çok daha meziyetli olmasıydı. Kız, Terek-Kozak kolhoz’undan gelmişti. Bir o, bir de iki komüncü daha: 60 üyeli komünün “kadın kolu” bundan ibaretti işte. Hedef yüzde 30’ken, biz yüzde 5’teydik. Bir keresinde kolhoz toplantısında ateşli bir konuşmayla kadınlara traktör sürmenin öğretilmesini önerdim. Hatta bir delegeler toplantısında, kolektivistlere, kadınların yerinin aynı zamanda traktör koltuğu olduğunu söyledim. Cevapları ne mi oldu? “Traktör koltuğunda kadın mı? Kadınlar traktörü çalıştırabilir mi ki?” O zaman bağırarak, Giganta filminde[5] kadınlardan oluşan traktörcü tugayları gördüğümü, bu tugayların erkek traktörcülerle yarıştığını söyledim. (Feld-Herren, s. 197).[6]

 

  

Sol: Marfa (Lapkina), Genel Çizgi veya daha bilinen adıyla Eski ve Yeni (Eyzenşteyn) filminden, 1930. Sağ: Marfa Lapkina ve kucağında Marfa’nın bebeğiyle Sergey Eyzenşteyn, Genel Çizgi filminin çekimlerinde.

 



[1] Bkz. Devin Fore, Olguların Üreticisi Olarak Sanatçı, çev. Ayşe Boren – ç.n.

[3] Martin Krenn, “Sergei Tretyakov: Field Commanders”, Rab-Rab Journal (Eylül 2015, Finlandiya), s. 126.

[5] Anatoli Golovnya’nın, Sovyetler’deki ilk devlet çiftliklerinden (sovhoz) Giganta üzerine 1930’da çektiği film – ç.n.

[6] Martin Krenn, “Sergei Tretyakov: Field Commanders”, Rab-Rab Journal (Eylül 2015, Finlandiya), s. 130.

 

pasajlar