Kripto Sanat, Kripto Para

19/4/2021 / skopbülten / Ali Artun

11 Mart’ta dijital sanatçı Beeple’ın (Mike Winkelmann) bir eseri ünlü Christie’s müzayede evinde 69 milyon dolara satıldı ve karşılığı bitcoin gibi bir kripto para olan ether ile ödendi. Bu ‘para’, Jeff Koons ve David Hockney’den sonra yaşayan bir sanatçının işine ödenen en yüksek para.[1] Peki, bu kadar paraya satıldı da ne oldu? Hiç… Zaten internette dolaşımda olan ve herkesin erişebileceği bir görsel, olduğu gibi orada kalakaldı. Yani herkes onun ne kadar ve hangi yolla sahibiyse, satın alan da o kadar sahibi olmuş oldu aslında. Tek ayrıcalığı, elinde bu ‘eser’i onun satın almış olduğuna dair bir sertifika olması. Bu da zaten eserin kendisini değil, satın alma işlemini belgeliyor. Değer yaratan, satın alma işlemi aslında, satın alınan ‘eser’ değil.

Christie’s müzayedesinden bu yana ortalığı kasıp kavuran NFT sanatı, işte böyle ortaya çıkıyor. NFT: non-fungible tokens. Herhâlde “değiştirilemez itibari varlıklar” şeklinde çevrilebilir. Değerlerini dijital muadillerinden alan, alınıp satılabilen varlıklar. Nihayetinde dijital muadiller, veriler, pikseller. Çünkü sadece dijital sanat değil, her türlü fotoğraf, mem, gif, animasyon, hatta mesajlar bile NFT olabiliyor. Aslında, dijital olan herhangi bir şeyin NFT olmasının önünde bir engel yok. Yeter ki satılsın ve satışı, bu tür işlemlerin kaydını tutan kütüklerde (ledger) belgelensin. Kırılması mümkün olmayan şifrelerin oluşturduğu bu kripto-kütükler ya da “dijital soykütükleri”, son derecede girift algoritmalara dayanan birtakım işlemleri tanımlayan blockchainler üzerinden tutuluyor.

 

Beeple, İlk Emoji

 

NFT çılgınlığı yayıldıkça yayılıyor. Örneğin, Amerikan Basketbol Birliği (NBA) efsanevi basketlerin kliplerini satarak geçen Ekim’den bu yana 390 milyon dolar hasılat elde etmiş. Rock grubu Kings of Leon NFT müziği satarak 2 milyon kazanmış. Bir kedi gifi, kripto parayla 588 bin dolara satılmış. Elon Musk’ın ortağı Grimes’a ait birtakım dijital imaj ve videolar 5,8 milyon dolara alıcı buluyor. Twitter’ın mucidi Jack Dorsey’in 2,5 milyona müzayedeye çıkan ilk tweet’ini Türk işadamı Sina Estavi 2,9 milyona alıyor. Yani bu furyadan Türkiye de nasibini alıyor. Türk dizilerini yurt dışına pazarlayan İzzet Pinto, önce 10 bin dolara (o zamanın kuruyla 78 bin küsur TL) Cüneyt Özdemir’in bir tweet’ini; arkasından 90 bin liraya Saba Tümer’in kahkahasını satın alıyor; ve “çok büyük bir NFT platformu” kurmaya soyunuyor. “Kentçizer” Tarık Tolunay beş adet İstanbul çizimini bir NFT platformu üzerinden İranlı ve Dubaili iki koleksiyonere 150 bin dolara satıyor. Bu arada bir sanat galerisi olan Versus Art Project, eser satışlarında bundan böyle kripto para da kabul edeceğini duyuruyor. Zaten Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu’na göre bitcoin kullanımında Avrupa’da birinci! Dünyada dördüncü. Ne var ki, bu rekorunu kaybedebilir, çünkü 16 Nisan’da Merkez Bankası “Bitcoin, Ethereum gibi kripto paraların ödemelerde dolaylı veya doğrudan kullanılamayacağını” ilan etti.

 

Tarık Tolunay, Fractal İstanbul Projesi’nden Haydarpaşa manzarası

 

NFT sanatı, ilgili algoritmik altyapılara sahip ve bu konuda uzmanlaşmış platformlar tarafından pazarlanıyor. Bu platformlara “dijital galeriler” de diyebiliriz. Başlıcaları Super Rare, Open-Sea, Makers Place, Nifty olan bu galeriler, satışlardan %10, %15 gibi komisyonlar alıyor. Ancak, bu platformlar kendi üzerlerinden yapılan satışları kriptik blockchain teknolojileriyle belgelemelerine rağmen sahte ya da hırsızlama satışları engelleyemiyorlar. Yani başkalarına ait görsellerin, tweet’lerin ve her türlü dijital verinin (varlığın) NFT olarak pazarlanmasının önüne geçemiyorlar. Amanda Yeo’ya göre “NFT’ler var olma mücadelesi veren sanatçılar açısından bir nimet değil, sanat hırsızlığını teşvik eden bir veba”.[2]

NFT taraftarları, NFT’nin herkese yaratılarını satarak para kazanma fırsatı verdiği için eşitlikçi ve demokratik olduğunu savunuyor. Onlara göre NFT, sanat piyasasının seçkinci düzenine, galerilerin ve müzayedecilerin sanat pazarı üzerindeki tekeline, örtülü ilişkilerine ve işlemlerine son veriyor. Böylece sanatçılar kendi eserleri üzerinde denetim sahibi oluyor ve galerileri, artık bütün internet… Üstelik, diyor taraftarlar, koleksiyonculuk da artık büyük servet gerektirmiyor; her isteyen, kesesine uygun bir koleksiyon kurabiliyor ve ekranının başına geçip bu koleksiyondaki eserlerini aracı kullanmadan satabiliyor.

NFT’ye itiraz edenlere göre, bütün bunlar palavra. Bir kere her verinin, her dijital dosyanın ticari, finansal bir ‘varlık’ haline dönüştürüldüğü NFT ortamında sanat, onu ayırt eden cevherinden, tarihinden, estetiğinden yalıtılıyor ve algoritmaların yönettiği verilere indirgeniyor. Sanat ile paranın neoliberal ekonomiyle birlikte başlayan özdeşleşme süreci, “NFT Devrimi”yle artık nihai aşamasına giriyor. Sonunda sanat tamamıyla spekülatif bir hadise haline geliyor ve bu sefer de kripto para oligarklarının eline düşüyor. Amanda Yeo NFT’leri “kapitalizmin vahşeti” olarak niteliyor: “Sadece sahip olma hırsıyla, sahip olunması gerekmeyen şeylere sahip olmakla ilgili yıkıcı bir arzunun çirkin sonucu… Kristalleşmiş, dijitalleşmiş, paraya dönüşmüş katıksız egolar… NFT’ler yeryüzünü ve yeryüzü üstündeki herkesi zehirliyor.”[3]

Kripto-sanat ile kripto-para, aynı dijital matematiğin eseri olan iki kardeş. Wikipedia’nın tanımına göre kripto-sanat gibi kripto-para da “değiştokuş yapmak üzere tasarlanmış bir dijital varlık”. Kimin ne kadar kripto-paraya sahip olduğu ve bununla yürüttüğü işlemler de yine çözümsüz bir kriptografiyle korunan kripto-kütüklerde kayıt altına alınıyor. Yani kripto-sanatta olduğu gibi kripto-para da, nihayetinde yine birtakım verilerin (data’nın) dijital dolaşımına ve değiştokuşuna (mübadelesine) dayanıyor. Ondan tek farkı, kripto-sanat non-fungible (değiştirilemez) iken kripto-paranın fungible (değiştirilebilir) olması. Her paranın olduğu gibi onun da birimleri var: coin, bitcoin. Bunlar, kripto-para piyasasını yöneten şirketlerin dijital darphanelerinden çıkıyor. Kripto-para ve kripto-sanat, COVID-19 salgınıyla birlikte, dijital mecranın hayata egemen olması sonucu, inanılmaz ölçülerde etkinleşiyor. Örneğin geçen yıl, Bitcoin’in değeri %1000 artmış. NonFungible.com’a göre, NFT satışlarının 2020 yılı toplam hacmi 250 milyon dolarken, 2021 satış hacmi daha geçtiğimiz ay içinde (Şubat 2021) 200 milyona erişmiş. Başka bir deyişle sanal sanat sanal paraya, sanal para da sanal sanata değer kazandırıyor. 

 

Kurbağa Pepe Nazi subayı

 

NFT estetiği, bir tür mem (meme) estetiği. Memler, aynı zamanda dijital iletişim ağında (sosyal medyada) örgütlenen uluslararası popülist/neo-Nazi, Alt-Right (alternative right) hareketinin görsel dili. Hareketin web sitelerinde, platformlarında dolaşıma soktuğu dilin, iletilerin göstergeleri olan metinler, imgeler ve videolar. En popüler mem, Kurbağa Pepe.[4] Alt-Right estetiğini inceleyen Ambedkar’a göre mem estetiği, video oyunları estetiğiyle özdeştir.[5] Algoritma sanatı da aynı matematiğin eseridir. NFT sanatı, gerek form gerek içerik olarak bütün sanat tarihini yağmalamanın meşru olduğu bir eklektizmden beslenir. Fredric Jameson’ın postmodernizmi tanımlarken belirttiği gibi, bir pastiştir. Parodinin parodisidir. 69 milyon dolarlık NFT’nin sanatçısı Beeple bu konuda son derecede namusludur: “İşlerimin çoğu tamamıyla çöp, ama bu pislik gerrrrçekten iğrenç” (Most of my work is complete fucking garbage, but this old shit is reallllly fucking bad).[6]

 

Beeple, Kongre Binası İşgali, 6 Ocak 2021

 

Kripto-teknolojilere karşı en yaygın ve radikal muhalefet, ürettiği felaket miktarlardaki karbon salınımıyla ilgili. Kripto-para-sanat ticaretinin kaydını tutan, işlerliğini ve güvenliğini sağlayan “soykütükler”, blockchain’le son derecede ileri ve karmaşık bir dizi teknoloji gerektiriyor. Bunlar da inanılmaz miktarlarda elektrik enerjisi tüketiyor. Örneğin, bir kripto-para platformu olan Ethereum’un yalnızca bir yılda tükettiği enerji miktarı 26,5 terawatt saati buluyor ve bu, bütün İrlanda’nın tükettiği yıllık enerji miktarına eşit. Bitcoin’in karbon izi ise bütün İsviçre’ninkinin toplamı kadar. Kısacası insanları algoritmaların oyuncağı haline getiren kripto-servet ve kripto-sanat yapma salgını, sanatı olduğu kadar doğayı da kirletiyor.



[1] Gerek bu bilgi gerekse diğerleri için bkz. Time, Mart 29 2021; Economist, Mart 20 2021; Cumhuriyet Pazar, 4 Nisan 2021; Oksijen, 9-15 Nisan 2021, ve dipnotlardaki diğer kaynaklar.

[2] Amanda Yeo, Mashable, 10 Mart 2021.

[3] A.g.e.

[4] Ali Artun, “Sosyalist Realizmden Online Realizme”, e-skop, 12/8/2020.

[5] M. Ambedkar, “The Aesthetics of Alt-Right”, baltimre-art.com, Şubat 2017.

[6] J.J. Charlesworth, “Why the Artworld Loves to Hate NFT Art”, artreview.com.

ağ toplumu, Alt-Right