/ Tezler / Kenti Deneyimleme Aracı Olarak Psikocoğrafya

8/11/2016 / skopbülten / Jale Sarı

 

Dorothy Dehner, New City, 1953.

 

Çevrenin, bireylerin duygu ve davranışları üzerindeki etkilerini tanımlayan psikocoğrafya kavramı, 1950’lerde ortaya çıkan Sitüasyonist (Durumcu) Enternasyonal hareketin ileri sürdüğü bir kavramdır. Önce sanatsal kaygılarla ortaya çıkarılan kavram, dönemin siyasi ortamından etkilenerek kent yaşantısını dönüştürmek için politik bir araç haline gelmiştir. Psikocoğrafya kavramının kentteki uygulama yöntemi olan dérive, bireylerin gündelik yaşantılarına dair her şeyi bir kenara bırakarak, kentsel alanda gerçekleştirdikleri başıboş gezintilerdir. Sitüasyonist Enternasyonal hareket, bu başıboş gezintiler sırasında gerçekleşen yön kaybı, beklenmedik karşılaşmalar ve sezgilerle, genel olarak göz ardı edilen mekân ruhunun algılanabileceğini savunur. Böylece kentsel çevrede gizli kalmış duygusal uyarıcılar, ilişkiler, geçmişe dair izler ve imgeler ile birey arasında anlık ilişkiler kurulabileceğine inanılır. Bunlar modern yaşamda bireyin maruz kaldığı gösterişli ve hızlı yaşam koşulları nedeniyle çevresine duyarlılığının azalması durumuna ve tekrarlı eylemlerimizle kentsel çevremizi kısıtlamamıza karşı bir tepkidir. Dérive süresince gerçekleştirilen sürekli sokak seviyesi bakışı, bireyin gerçekleştirdiği bir keşif ve meydan okumadır. Sonuçta oluşturulan psikocoğrafi harita ise bireyi, kentin temsili düzen altında kalan karmaşıklığıyla yüzleştirir. Bu haritalar, gerçek öğelerin imgesel karşılığından çok yaşam pratiğinin ve ilişkilerin gösterimine odaklanmıştır.

Kuramsal altyapısı yazınsal olarak desteklenen psikocoğrafya ve psikocoğrafi harita konularında çok az görsel ürün verilmiştir. Çalışma kapsamında amaç, duyumsama ve deneyime dayanan psikocoğrafyanın ve psikocoğrafi haritaların, kentin görünmeyen ya da göz ardı edilen bileşenlerinin ve potansiyellerinin ortaya çıkarılması konusundaki yaratıcı etkinliğinin irdelenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde psikocoğrafyanın uygulama alanı olan kente kısaca değinen bir giriş; çalışmanın oluşum süreci, amaç ve kapsamı yer almaktadır. Ardından, ikinci bölümde kenti anlamaya yönelik görsel temsil aracı olan haritaların tarihsel süreçte geçirdiği değişim, süregelen tartışmalı yönleri, farklı disiplinlerle olan ilişkisi ve son olarak da yenilikçi yaklaşımlarının örneklerle açıklanmasına yer verilmiştir. Üçüncü bölüm bu yenilikçi yaklaşımlardan psikocoğrafya kavramını ileri süren Sitüasyonist Enternasyonal hareketin sanatsal ve düşünsel altyapısının, ileri sürdükleri pratiklerin, gündelik yaşam-kent kavramlarına yaklaşımlarının anlatımını içermektedir. Dördüncü bölümde ise psikocoğrafya, dérive ve harita ilişkisine değinilmiş, ardından psikocoğrafi haritalamanın güncel örnekleri incelenmiştir. Sonuç bölümünde çalışmanın genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu bölümde, psikocoğrafya ve psikocoğrafi haritalama kavramının güncel örnekleri incelenmiş; bu haritalama çalışmalarının doğrudan doğruya Durumcuların ifade ettiği biçimiyle uygulanmadığı, günümüz şartlarına uyarlandığı görülmüştür. Bu çalışmaların, kentin yapılandırılmasında tasarıma katkı sağlayacak yol gösterici veriler olarak henüz kullanılmadığı görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmaların yerel birer haritalama uygulaması olarak, bireyleri bilinçlendirme ve kentle bağlarını kuvvetlendirme seviyesinde kaldığı sonucuna ulaşılabilir.[1]

 

Yazar: Jale Sarı

Danışman: Doç. Dr. Nurbin Paker Kahvecioğlu

Yer Bilgisi: İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Mimarlık Anabilim Dalı / Mimari Tasarım Bilim Dalı

Türü: Yüksek Lisans

Yılı: 2013



[1] Bu metin, tezin Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nde yayınlanan özetinden alınmıştır. Tezin tamamına https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tarama.jsp sayfasından ulaşabilirsiniz.

tez tanıtımı