"İlk Hareket"in Mimarlarıyla Yeniden: "Drawing Surrealism" Sergisi

8/3/2013 / skopbülten

New York’ta bulunan The Morgan Library & Museum, 25 Ocak-21 Nisan tarihleri arasında düzenlediği Drawing Surrealism sergisiyle 160’tan fazla sürrealist deseni biraraya getiriyor. Salvador Dali, Max Ernst, Leonora Carrington ve Jean Miró gibi ikonik sanatçıların desenlerine yer veren sergi, 20. yüzyılın en önemli akımlarından sürrealizmde desenin sahip olduğu merkezi rolü ortaya koymayı amaçlıyor. Sergide fotoğraf da, daha doğrusu, bir bakıma ışıkla yapılan bir desen olmasından ötürü fotogram da önemli bir yere sahip. Man Ray bu alanın en önemli sembollerinden biri ve o da sergide oldukça iyi yansıtılmış.

 

     

Joseph Cornell, İsimsiz, 1930                       Oscar Dominguez, İsimsiz, 1936-37 

René Magritte, Storm 1927 


Genellikle ikincil bir önem atfedilmiş olan desen, sürrealistlerin elinde yeni yöntem ve ifadeler eşliğinde, bilinçdışında saklı kalmış hazinelere ulaşmak için mükemmel bir vasıta olmuştu. Bu süreçte ortaya otomatik çizim, kolaj, decalcomania, “Müstesna Kadavra” (excuisite corpse) ve frotaj gibi bir dizi yeni görsel teknik çıkmıştı. Yazı ve dilin piktografik kökenlerine olan yakınlığıyla desen, resme kıyasla sanatçının zihnine açılan daha geniş bir pencere sunabiliyor. Oyun oynamaya, doğaçlamaya ve rastlantıya hayran olan sürrealistler de, avare bilinçdışı ve onun keşiflerinin bir haritasını çıkarmak için desenden epey yararlanmıştı. Drawing Surrealism sergisi de bu devrim niteliğindeki hareketin çıkışını, gelişimini ve etkilerini çok daha etraflıca görmemize olanak sağlıyor. Ayrıca, Doğu ve Batı Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika ve Japonya dahil on beş farklı ülkeden yaklaşık yetmiş sanatçının eserlerine de yer vererek, sürrealist desenlerin yarattığı etkinin muazzam çapını da ortaya koyuyor.

 

    

Man Ray, İsimsiz, 1928                                       Francis Picabia, Olga, 1930        

                                                             

Salvador Dali, ‘The Image Disappears’ için eskiz çalışması1938

  

"Aslında modern akımlar arasında hiç kuşkusuz en yenilikçi olan Dada ile birlikte sürrealizmdi, ki onlara aynı oyunun iki perdesi de denebilir. Pek çok çağdaş dışavurum ve pratiğe bakıldığında onun izlerinin, etkilerinin hâlâ ne derece yoğun olduğu görülmekte. Sürrealizmin en büyük etkilerinden biri de, sanatçı tanımında paradigmatik bir değişiklik yaratmış olması: Sanatçı, yoğun bir çabayla geliştirdiği becerilerini sergileyen bir zanaatkâr olmaktan çıkıp, süreci harekete geçiren birine dönüşmüştü. Artık bir şeyi sonunda ne elde edeceğinizi bilmeden alıp dökebilir, parçalayabilir, kazıyabilir, yapıştırabilir veya yakabilirdiniz. Sanatçı tıpkı Aristoteles'in tanrısı gibi, yalnızca o İlk Hareket’i başlatandı. Gerisi, Rastlantının elindeydi."[1]



 

Pablo Picasso, Women at the Seashore, 1932


Joan Miró, Composition, 1930

 

"Sürrealistler kendilerini ilk olarak, rastlantı ve bilinçdışının gizemli topraklarında birer gezgin ve kâşif olarak görüyor, sanatçı kimliklerini ise bu keşfettikleri hazineleri bilinç düzeyine ve gündelik hayata aktaran biri olarak tanımlıyorlardı. Onlardaki estetik ve üslup kaygısını yönlendiren olgu, kuşku ve meraktı. Beklenmeyeni, öngörülemeyeni ve bazen de harikulade olanı beraberinde getiren rastlantı en değerli dosttu. Sürrealistlerin ayrıca acayip, grotesk ve tuhaf olana duydukları hayranlık, diğer tüm modern akımlar arasından sıyrılmalarını ve mevcut sınırları zorlamalarını sağlamıştı."[2] Drawing Surrealism  sergisinde yer alan desenler, onların bu yolculuklarında neler keşfettiğini yeniden görmek için güzel bir fırsat sunuyor. [NÖ] 

 

 

 


[2]  Barbara Confino: http://www.berlinartlink.com/2013/02/22/drawing-surrealism/

Haber Kaynakları: 

http://www.themorgan.org/exhibitions/exhibition.asp?id=70 

http://www.nytimes.com/2013/01/25/arts/design/drawing-surrealism-at-the-morgan-library-and-museum.html?pagewanted=2&_r=0&ref=design

 

 

 

 

 

 

Sürrealizm, sürrealizm yaşıyor