/ Dadanın 100. Yılı / Dada Enternasyonalizmi

16/7/2016 / skopbülten

Birinci Dünya Savaşı'nın Avrupa avangardı üzerinde birbirine karşıt iki etkisi oldu. Bir yandan İtalyan fütürizmi, Alman ekspresyonizmi, İngiliz vortisizmi gibi akımlar içinde milliyetçilik güçlendi. Bunun en uç örneğini, İtalya'nın savaşa girmesi için propagandaya girişen fütüristler oluşturdu. Öte yandan savaş, milliyetçiliğe açıkça karşı koyan akımlara yol açtı. Dada milliyetçilik karşıtı hareketlerin başta geleniydi. Kendisi de 'milliyetsiz'di. Savaş sırasında tarafsız İsviçre'de barınan farklı milletlerden kişiler tarafından, "hayal edilebilecek en enternasyonal kent"[1] olan Zürih'te kurulmuş, sonra başka kentlerde birbirinden farklı biçimde gelişmiş hakiki bir enternasyonal hareketti. Theo van Doesburg "Dada özünde her yerde aynıdır fakat farklı biçimlerde tezahür eder" diyordu: Fransa'da düşünceye dalar, Almanya'da siyasallaşır, Amerika'da işini bilir ve yapıcı davranır.[2] Dahası, Dada nerede olursa olsun, hep yabancıdır: İsviçre'de iken Fransız, Romen ve Alman karışımı olarak görülür; Berlin'de İsviçreli sayılır; Paris'te Alman; Amerika'da ise Fransız addedilir.[3] Her halükarda yerli değil, dışardan gelmedir; kalıcı değil gelip geçicidir. Ne kaynağı vardır ne de merkezi. Adı da zaten herhangi bir dile ait değildir, farklı dillerin kıyılarında dolaşır ama sanki dilin gelişmesinden önce var olmuştur. Anlamdan ziyade sestir. Keza, bruitist, simültane, sözcüksüz, optofonetik şiirleri, anlamsız kafiyeleriyle Dada edebiyatı, çeviriyi gereksiz kılacak denli konuşulan herhangi bir dilden bağımsızdır. Hugo Ball 14 Temmuz 1916'da Zürih'teki ilk suarede yaptığı konuşmada "Dada bir enternasyonal sözcük" demişti; "yalnızca bir sözcük ve eylem olarak sözcük".[4]

Dada'nın çok sayıda yayınla beslenen ağı ülkeleri değil, kentleri birbirine bağlar. Dada'ya bir süre dahil olup sonra kopan Francis Picabia'nın dediği gibi, "insan göçebe olmalı, ülkelerin ve kentlerin içinden geçip gider gibi, fikirlerin de içinden geçip gitmeli."[5] Yerleşmek, kök salmak yerine geçip gitmek hali Dada'ya içkindi. Buna dadacıların kendi aidiyetleri de dahildi. Emmy Hennings'le Hugo Ball'ın, savaş yıllarında Hennings'in ürettiği sahte kimliklerle İsviçre'ye girmeleri bunun bir göstergesiydi. George Grosz'la John Heartfield'in, tam da Alman milliyetçiliğinin azdığı aynı yıllarda isimlerini ve giyim tarzlarını Anglosaksonlaştırmaları ya da Hans Arp'ın sonradan Jean Arp'ı benimsemesi de öyle. İsimler ve kimlikler bile sabit değildi.

Enternasyonalizm basit bir tercih olmanın ötesinde, dadacıların başlangıcından itibaren peşinde koştukları bir mit, bir ideal, bir değerdi. Öncelikle, milliyetçiliği yükselten savaşa karşıtlıktı. Sonra komünist enternasyonale bağlılıktı. İlk Dada yayını olan Cabaret Voltaire antolojisinin altında "enternasyonal dergi" ibaresi vardı; tıpkı sonraki birçok etkinliklerinin enternasyonal sergi, enternasyonal fuar diye anılacağı gibi. Berlin'in Kulüp Dada'sı, "dünyanın enternasyonal olma durumunu temsil ediyordu."[6] Kabare Voltaire'deki ilk konuşmasında Richard Huelsenbeck izleyicilere şöyle seslenmişti: "Zürih'in saygıdeğer ahalisi, öğrenciler, zanaatkarlar, işçiler, berduşlar, tüm ülkelerin aylakları, birleşin!"[7]

Huelsenbeck'in 1920'de yayınladığı Dada Almanach Alman dadacı Walter Mehring'in Japonya'da ve Çin'de Dada'yı yaymakla görevlendirildiğini yazıyordu, sanki dadacıların sömürgeler oluşturmaya niyetleri varmış gibi.[8] Bu elbette Dada'nın alaycı oyunlarından biriydi. Berlin'e sığamayan Huelsenbeck, Raoul Hausmann ve Johannes Baader 1920 yılının Ocak-Mart aylarında Dada'yı Uzak Doğu'da olmasa bile, Almanya'da ve Çekoslovakya’da altı hafta sürecek bir turneye çıkardılar. Leipzig, Dresden, Hamburg, Prag ve "kendilerini Afrika'nın ücra köşelerinde safariye gitmiş gibi hissettikleri küçük kentlerde" Dada suareleri düzenlediler; başlarına geleceklerden habersiz izleyicileri öylesine şaşırttılar, kızdırdılar ve kışkırttılar ki, her seferinde zor kaçtılar. Prag'da birkaç bin kişinin katıldığı toplantıda kıyamet koptu; "sanki devrim olmuş gibiydi." [9] Daha önce hiç kimse geleneksel beklentileri hüsrana uğratmak konusunda onlar kadar maharetli ve cesaretli olmamıştı. Dadacıların turunu haberleştiren yazarlar kaygılarını dile getirmekten kendilerini alamadılar: "Tek başlarına olsalar bize anlamsız gelecek bu insanlar, faaliyetlerinin sistemli niteliğiyle tehlike arz ediyorlar. Binlerce ikna silahıyla, bizim entelektüel gücümüzün köklerini kemiriyorlar."[10]

Halbuki "binlerce ikna silahıyla" asıl tehlike arz eden dadacılar değil, onların bu toplantılarıyla tam aynı sıralarda Almanya'da birkaç bin kişilik toplantılar düzenleyen başka birisiydi: Adolf Hitler. Münih'te 24 Şubat 1920'deki konuşmasında iki bin kişiye Alman İşçi Partisi'nin 25 maddelik programını okumuş, aynı gün partinin adı Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirilmiş, Nazi Partisi kurulmuştu. Partinin kökenindeki, Almanya'da Birinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan cumhuriyetçi ve devrimci hareketlere karşı nasyonalist bir işçi hareketi örgütleme saiki, Freikorps gibi milis güçlerinin amaçlarıyla örtüşüyordu. Hitler henüz partinin lideri değil, parlak hatibiydi. Dada turundan Berlin'e dönüşte Baader hiç vakit kaybetmeden nasyonalist partiye rakip kendi partisini kurdu: Alman Özgürlük Partisi (Deutsche Freiheitspartei).[11] 

 

 

Berlin'de Komünist Parti'nin çıkardığı ve kısaca AIZ diye bilinen Resimli İşçi Gazetesi (Arbeiter Illustrierte Zeitung), 1920'lerde yalnızca yazıdan oluşan formatını terk edip, zamanın popüler resimli dergileriyle (özellikle Berliner Illustrierte Zeitung ile) rekabet etmeye ve tirajını arttırmaya başlamıştı. Heartfield 1929'den itibaren AIZ'ye katkıda bulundu, etkili fotomontajları defalarca derginin kapağında yer aldı. Bunların başında, Hitler'i ve nasyonalist partisini eleştiren fotomontajları geliyordu. Henüz Hitler iktidara gelmeden, 1932'de AIZ için ürettiği iki fotomontaj Hitler'i sermayenin kuklası gibi gösteriyordu. Derginin kapağında yer alan ilkinin üzerinde, "Hitler Selamının Anlamı: Küçük Adam Büyük Hibelerin Peşinde. Düsturu: Arkamda Milyonlar Var!" yazılıydı. Ufak Hitler figürünün gerisindeki kocaman adam, Hitler'in arkaya uzattığı eline banknotlar sıkıştırıyordu. "Adolf – Süpermen. Altın Yutup Teneke Püskürtür" başlıklı başka bir fotomontajda Heartfield, Hitler'in basında sık yer almış bilinen bir fotoğrafını kısmen göğüs röntgenine dönüştürerek, kalbin yerine gamalı haç, ciğerin yerine Demir Haç yerleştirmiş, omurganın yerine ise altın paralar dizmişti. İkinci resmin yer aldığı dergi sayısı yaklaşmakta olan seçimlere adanmıştı. Bu sıralarda AIZ'nin tirajının 350,000'i bulması, yürüttükleri karşı propagandanın etkisine inançları pekiştiriyordu.[12] Oysa, eskiden Komünist Parti'ye oy vermiş işçiler seçimlerde Nazi Partisi'ne yönelip, Hitler'in nasyonalist ideolojisinin iktidara gelmesine katkıda bulunacaklardı. [NAA]

 

 



[1] Bu, Kabare Voltaire'in yetenekli şarkıcısı Emmy Hennings'in görüşüydü; aktaran Martin Puchner, Poetry of the Revolution, Marx, Manifestoes and the Avant-Gardes (Princeton & Oxford: Princeton University Press, 2006) s. 143.

[2] A.g.e., s. 135.

[3] A.g.e.

[4] Aktaran Andreas Kramer, "Speaking Dada: The Politics of Language", Dada and Beyond, Volume 1: Dada Discourses içinde, der. Elza Adamowicz & Eric Robertson (Amsterdam & New York: Rodopi, 2011) s. 203.

[5] Martin Puchner, Poetry of the Revolution, s. 139.

[6] Raoul Hausmann'dan aktaran Andreas Kramer, "Speaking Dada", s. 207.

[7] Martin Puchner, Poetry of the Revolution, s. 146.

[8] A.g.e., s. 140.

[9] Richard Huelsenbeck, Memoirs of a Dada Drummer, der. Hans J. Kleinschmidt, çev. Joachim Neugroschel (New York: Viking Press, 1974) s. 67-70.

[10] Leah Dickerman (der.), Dada (Washington: National Gallery of Art, 2005) s. 441.

[11] A.g.e.

[12] Hal Foster, Rosalind Kraus, Yve-Alain Bois & Benjamin H. D. Buchloch, Art Since 1900 (Londra: Thames & Hudson, 2004) s. 172.

Dada'nın 100. Yılı