Tutkularımıza Yatırım Yapmak?

Bu yazıda Fine Art Wealth Management (FAWM) isimli danışmanlık şirketinin sunduğu hizmet yelpazesinden yola çıkarak, sanatı ve ‘tutkuları’ hedef alan ve yeni gösterilmeye başlayan finansal bir dikkatin nasıl şekillendiğini göstermeyi amaçlıyorum.[1] Bu dikkat ve ona eşlik eden dil, sanatı ve tutkuları yatırımın terimleriyle ele alıyor; tıpkı hisse senetleri gibi karlılık ve risk ışığında değerlendiriyor. Tutku yatırımları [passion investments] sanat eserlerini, tasarım ürünlerini, tarihe geçmiş spor ve benzeri etkinliklerin hatıra eşyalarını, klasik arabaları, müzik aletlerini, filmleri, değerli şarapları, mücevher ve saatleri, eski paraları ve nadir pulları kapsamakta. Bugün, hangi dönemin veya coğrafyanın ne tür sanatının değerleneceğini öngörmeye çalışan; belirli tutkulara yatırım yapmanın hangi riskleri içerdiğini hesaplayan ve böylece, yatırımcılara veya danışmanlarına kâr-risk oranları elden geldiğince optimize edilmiş sanat/tutku portfolyoları hazırlamakta yardımcı olan birçok şirket var. İşte söz ettiğim dil ve dikkat de bu şirketlerde kristalleşiyor, billurlaşıyor.

Fine Art Wealth Management, bu şirketlerden yalnızca biri.[2] Sanat yatırım fonları işletmediği için belirli sanat eserlerinin değer kazanmasından spekülatif çıkar sağlamadığını özellikle vurgulayan bu uluslararası danışmanlık şirketi, kendisini, “sanat ve diğer tutku yatırımları konusunda varlık yapılandırma [wealth structuring] uzmanlarından”[3] müteşekkil olarak tanımlıyor. Amacı, bu tür mal varlıklarının yatırımcılar açısından mümkün olan en verimli şekilde değerlendirilmesi. Burada hemen şu noktayı yeniden vurgulayabiliriz: Böyle bir şirketin kurulması ve işlemesi, yatırım piyasalarının, sanatı veya tutkuyla biriktirilebilecek diğer şeyleri kapsayacak şekilde genişlemesiyle mümkün oluyor – karşılıklı olarak, bu genişlemeyi ise, tam da söz konusu “varlıkları” alıp satmak, takip etmek, önermek, onlara bir fiyat biçmek, bir risk atfetmek gibi işleri üstlenen bu şirketlere borçluyuz. Bu piyasa ve şirketler, sanat eserlerini ve/ya diğer tutku nesnelerini öncelikle sevilecek ve biriktirilecek şeyler olarak değil de, bir mal varlıkları yelpazesi içinde, değer kazanabilecekleri için biriktirilecek şeyler olarak tahayyül eden bir dilde serpiliyor. Pierre Bourdieu’nün terimlerine başvuracak olursak, öncelikle kültürel ve/ya sembolik sermayeyi değil, ekonomik sermayeyi büyütecek araçlar olarak (bu üçünü birbirinden böyle kolayca ayırmak mümkün olmasa da). FAWM’nin ifadesi aslında bu durumu en açık terimlerle ortaya koyuyor:

“Biriktirilebilirler [collectibles] piyasasında temel bir değişim olmuştur - yalnızca nostaljik ve duygusal biriktirmeden yatırım odaklı bir mantığa. İmrenilen bu hazineleri biriktirmek çoğu zaman iki yönlü bir çabadır: Yeri doldurulamaz sabit varlıklar elde etmek ve sağlıklı bir yatırım kararı vermek.”[4]

Başarılı bir ‘koleksiyon’ da, bu dilin ve dikkatin ışığında, koleksiyonerinin edebileceği karı maksimize, karşılaşabileceği riski minimize eden bir varlıklar yelpazesi anlamına geliyor.

 

Sanat ve tutku yatırımlarında uzmanlar, müşteriler ve hizmetler

Bu söylediklerimi açmak açısından söz ettiğim şirkete biraz daha yakından bakmanın yararlı olduğuna inanıyorum. Bu amaçla iki noktayı daha eklemek gerekiyor. Bunların ilki şirkette çalışan kişiler, ikincisi de bu hizmetleri alan müşteriler. Şirketin hizmetleri, ilkinin uzmanlık alanları, ikincisinin de ‘ihtiyaçları’ doğrultusunda şekilleniyor.

Şirketin üst düzey yönetiminde iki grup var: Sanat Yatırım Danışmaları [Art Investment Consultants] ve Sanat Danışma Kurulu [Art Advisory Board]. Yatırım danışmanları dünyanın farklı bölgeleri üzerine uzmanlaşmış altı kişiden oluşuyor – hepsi de finans/yatırım şirketlerinde yıllara uzanan tecrübeleri olan kişiler: Avrupa ve İngiltere uzmanı ve şirketin kurucusu Randall Willette ile sırasıyla ABD/Canada; Rusya/Doğu Avrupa; Hindistan/Güneydoğu Asya; Güney Kore; ve Avustralasya bölge yöneticileri.[5] Bu ayrışma aynı zamanda sanat piyasaları coğrafyasına da işaret ediyor; aşağıda şirketin yayınları arasında göreceğimiz gibi, özellikle Hindistan gibi yükselişe geçen piyasalar özel bir dikkat gerektiriyor. Sanat Danışma Kurulu’nda ise koruma ve restorasyon, araştırma, güvenlik ve risk yönetimi, sanat tarihi ve sanat değerlendirme [art valuation] uzmanları var (Güvenlik ve Risk Yönetimi uzmanı, örneğin, New Scotland Yard’da uluslararası ve örgütlü suçlar alanında çalıştıktan sonra, kurumda Sanat ve Antikalar Birimi’ni kurmuş). Sanat Danışma Kurulu içinde bile ağırlığın fiyat değerlendirmesinde ve eldeki eserlerin çeşitli risklere karşı korunmasında olduğunu görebiliyoruz.

Şirketin müşterileri ise bireysel ve kurumsal yatırımcılar, aileler, finans danışmanları ve sanat fonları yöneticileri[6] olmak üzere beş gruptan oluşuyor. Bu müşterilere sunulan ve genel hatlarıyla “danışmanlık” başlığı altında ele alınabilecek hizmetler arasında şunlar var:

1) Sanatsever bireysel yatırımcılara sanat eseri alıp satmalarında, kendi koleksiyonlarını oluşturup korumalarında, bunları gelecek kuşaklara aktarmalarında ve/ya müzeler ve vakıflar aracılığıyla hayırseverce bir miras bırakmalarında destek olmak;[7]

2) Mal varlıklarını çeşitlendirip riskleri dağıtmak isteyen  kurumsal yatırımcılara –sanat başta olmak üzere- daha az geleneksel, alternatif yatırım araçları önermek; kendi sanat portfolyolarını oluşturmalarında ve uluslararası sanat uzmanlarını bir araya getirmelerinde onlara yardımcı olmak;[8]

3) “Sıradışı” sanatsal mal varlığına sahip ailelerin bu varlıklarını korumak, şekillendirmek, büyütmek ve yine gelecek kuşaklara aktarmak konularında stratejiler geliştirmek (- ki Çin, Hindistan, Rusya ve Orta Doğu gibi “büyümekte olan piyasaların kendi sanat miraslarını yeniden talep eden koleksiyoner aileleri” de bunlara dahildir);[9]

4) Finans danışmanlarına, özel müşterileri “tutkuları vesilesiyle bağlamak” konusunda yol göstermek; koleksiyon yönetimi, sanat finansmanı ve vergi planlaması gibi alanlarda çözümler sunmak; finans danışmanlarının uluslararası yatırımcılarla ve piyasa uzmanlarıyla iletişime geçmelerini kolaylaştırmak;[10]

5) Sanat fonu yöneticilerine, ürünlerinin ve pazarlama stratejilerinin hedefledikleri yatırımcı segmentine daha iyi hitap etmesini sağlamakta yardımcı olmak.[11]

Bu liste uzatılabilir.  FAWM aslında söz ettiğim her müşteri grubuna yukarıda özetlemeye çalıştığımdan çok daha fazla hizmet sunuyor. Ancak buradaki sınırlı aktarım bile nasıl bir dünya içinde olduğumuzu göstermeye yetiyor: bu, yatırımın, riskin ve karın dünyasıdır. Web sitesinin hiçbir yerinde sanat eserlerine atıf yapılmaz; sanatçılarının adı geçmez; “sanat tarihi” yalnızca bir uzmanlık alanı, Çin ve Hindistan büyümekte olan birer piyasadır.  Karşımıza sürekli piyasa, finansman, portfolyo, vergi, planlama, strateji, liderlik sözcükleri çıkar. Burada varlığına işaret edilen ama web sitesi okuyucularına aslında açıklanmayan bilgi, sanat eserlerinin veya diğer tutku nesnelerinin karlılığının bilgisidir – bunlardan hangilerine hangi koşullarda sahip olursanız kar edersiniz? Veya danışman veya fon yöneticisiyseniz, tutkusunun/karının peşine düşmüş yatırımcıyı, onun adına doğru yatırımları yapacağınıza nasıl ikna edersiniz? Ve buna paralel olarak, gerçekten de “doğru” sanat/tutku yatırımlarını nasıl yaparsınız?

 

Yeni bir bilgi, yeni bir dil

Bu bilgi, FAWM’nin ve benzeri şirketlerin, belki bu alanda uzmanlaşmış bankaların tekelindedir ama tabii küçük bir hevesli grubuyla paylaşılabilir (Şirket, aşağıda örneklendirdiğim etkinlikleri yalnızca alanda bu piyasada çalışan uzmanlara açmıştır ve katılım talebini reddetme hakkını saklı tutar). Piyasayı büyüten, ürünleri çeşitlendiren, bilgiyi çoğaltan, dili yayan, tam da bu paylaşımdır aslında. Fon yönetiminde çalışan bir uzmansanız siteye üye olabilir ve bu sayede düzenli bilgilendirilebilir; şirketin çok da ucuz olmayan yayınlarından isteyebilir; atölye ve yuvarlak masa toplantılarına katılabilirsiniz. Örneğin, filantropik çabalarınızı daha ‘girişimci’ bir hale getirmek veya sağlıklı sanat yatırım değerlendirmesi [due diligence] üzerine dersler alabilir (her bir modüle katılım ücreti 375 GBP’dir); “kemana yatırım fonları” konusunda bir foruma katılabilir; yönetici düzeyinde stratejik planlama atölyesinde “sanat bankacılığı için rekabetçi ortam” konusunda bilgilendirilebilirsiniz.[12] Şirket etkinlikleri arasında bir de konferans var: “Yeni Enformasyon Çağında Sanat Yatırımı” başlıklı bu konferans London Business School’da düzenleniyor; diğer iki sponsorundan biri Deutsche Bank, diğeri ise Rus sanatı üzerine uzmanlaşan müzayede evi Macdougall’s. [13]

Şirketin müşterisi veya web sitesinin üyesi değilseniz de yayın kataloguna bir göz atabilirsiniz.[14] Yapmanızı öneririm. Şirketin yayınları arasında küresel ölçekteki ilk “Sanat ve Tutku Yatırım Fonları Gözlem Raporu” var örneğin. 13 ayrı ülkede kullanılan 40 kadar sanat ve tutku yatırımı aracını mercek altına alıyor. Rapordan öğreniyoruz ki, geleneksel yatırım araçlarına duyulan güvenin kaybıyla, son krizin ardından bu yeni araçlara duyulan ilgi canlanmış (özellikle Çin ve Brezilya’daki sanat fonlarına).[15] “Gelişmekte olan” ekonomiler bu açıdan özellikle dikkat çekiyor: Hindistan sanat piyasasına odaklanan başka bir kitap var mesela.[16] “Sanat Fonu İzleme Raporu” bu “hızlı hareket eden endüstrideki” son gelişmeleri takip etmenizi, yeni ürünleri ve yatırım stratejilerini tanımanızı sağlıyor. “Düşünce liderliği” dizisi [thought leadership series[17]] özel müzeler dahil olmak üzere, sanat yatırımlarına dair birçok kitabı okuyucuya sunuyor. Son olarak, FAWM’in derlediği e-koleksiyonda, sanat galerileri ve fonları arasındaki “stratejik ortaklıktan”, alternatif bir yatırım alanı olarak fotoğrafa kadar çeşitli makale ve söyleşilere yer veriliyor.

                                                                                ●

Umuyorum yazının bu noktasında, işaret etmek istediğim dikkat gösterme biçimi ve dil daha açık hale gelmiştir. FAWM’nin, yöneticilerini ve çalışmalarını tanımlama, hizmetlerini oluşturma, sanatı ve tutkuları ele alma, müşterilerine hitap etme biçimlerinde bu dikkati ve dili görürüz. Bu dil ve dikkat, sanatı ve tutkuları -teslim alamaz belki- ama yeni bir biçimde kuşatır ve kavrar (kelimenin iki anlamıyla). Biriktirme tutkusunun kendisi, yerini tutkuları biriktirmeye bırakmıştır. Walter Benjamin, 1931 tarihli “Kütüphanemi Yerleştirirken” başlıklı yazısında, koleksiyoncunun nesnelerle kurduğu ilişkiyi şöyle tarif etmişti:

“[Koleksiyonculuk] nesnelerle, onların işlevsel değerini, kullanılabilirliğini öne çıkarmadan, onların kaderlerinin görünümlerinin peşinde olmaktır. Bir koleksiyoncunun yaptığı en anlamlı büyü, tekil nesneyi büyülü bir çekim alanı içerisinde hapsetmektir. Nesne, bu alanda, son heyecanın, onu edinmenin heyecanı üzerinden geçerken donup kalır.” [18]

“Tekniğin Olanaklarıyla Çoğaltılabildiği Çağda Sanat Yapıtı” (1936) makalesini yazmadan birkaç yıl önce Benjamin, “burada ele aldığı ve [kendisinin] de bir örneği olduğu” bu koleksiyoncu tipi için “gecenin gelmekte” olduğunu fark etmişti.[19] Ancak hiçbir zaman yalnızca umutsuz olmayan Benjamin için bu durum, koleksiyoncunun anlaşılabilmesi için de bir anahtardır; Minerva’nın gece gelen baykuşu gibi, o da nesli tükenirken gereğince anlaşılabilecektir. Üstelik “Sanat Yapıtı” makalesi, ritüel değerini kaybeden, bir anlamda “büyüsü” bozulan sanat yapıtı için yeni bir siyaset olanağını da müjdeler. FAWM’nin dünyası ise, sanıyorum Benjamin’in öngörebildiğinden çok farklıdır. Tutku nesnesinin büyüsü bu kez bambaşka bir şekilde bozulmuştur, tekil olarak değil de bir portfolyo içerisinde değerlendirilen bu nesnelerin, ancak piyasalardaki kaderi koleksiyoner/yatırımcıyı ilgilendirir. Bu ilginin odağı, söz konusu nesnenin hikâyesinden ve geçmişinden (tarihi, eski sahipleri vb.) çok gelecekte edinebileceği değişim değerleridir. Üstelik kârı getiren ve yatırımcıyı mutlu eden, bu değerin olabildiğince pozitif yönde değişmesidir; yoksa tutku nesnesini “edinmenin heyecanı geçerken donup kalması” değil. “Yeni Enformasyon Çağında” (konferansın adını hatırlayalım) artık sanat yapıtı değil “Sanat Yatırımı” söz konusudur.

 



*İstanbul'da sanatın kurumlaşmasını etkileyen süreçlerden önemli biri de, giderek finansallaştırılarak bir yatırım ve spekülasyon aracına dönüşmesiydi. Bu süreci örgütleyen girişimlerin başında, sanat bankacılığı ve özel bankacılık bünyesinde kurulan servet yönetimi (wealth management) hizmetleri geliyordu. Sibel Yardımcı'nın yazısı, bu tür girişimlere daha kapsamlı bir örnek sunuyor.

[1] Burada dikkatten söz ederken, Michel Foucault’nun sorunsallaştırma/problematizasyon kavramından ilham alıyorum. Problematizasyon, üretim, eğitim, suç gibi insan yaşamının farklı alanlarının, çoğunlukla kamu yararı adına ele alınması gereken bir problem olarak tanımlanıp, belirli söylemler ışığında uzmanların dikkatine sunulması anlamına geliyor.

[2] Bu yazıdaki bilgilerin tümünü şirketin resmi web sitesinden alıyorum: http://www.fineartwealthmgt.com/ (Erişim tarihi: 25 Temmuz 2011). Çeviriler bana aittir.

[3] http://www.fineartwealthmgt.com/home/about-fawm

[4] http://www.fineartwealthmgt.com/home/family-offices/passion-investment-funds

[5] http://www.fineartwealthmgt.com/home/about-fawm/art-wealth-consultants

[6] Sanatın bir yatırım aracı haline gelmesiyle birlikte diğer yatırım fonlarına benzer şekilde sanat yatırım fonları da ortaya çıkmış. Bunların her biri belirli bir dönemin veya coğrafyanın sanatına odaklanabildiği gibi, kar ve risk oranlarını dengelemek açısından yatırım yaptığı ürünleri çeşitlendirebilir de (bir Rauschenberg, bir Chapman Brothers almak gibi). Aynı şekilde, zaten çok meşhur oldukları için değer kaybetme ihtimalleri olmayan sanatçılar kadar, yeterince ünlenmedikleri için eserlerinin henüz değerlerinin altında satıldığına inanılan kişilere de yatırım yapılabilir. Bu tartışmalar henüz oldukça yeni. Alandaki diğer bir konu 'fiyat kararsızlığının' sanat eserleri söz konusu olduğunda daha düşük olup olmayacağı (Fiyat kararsızlığının düşük olması, sanat piyasasının bir esere biçtiği fiyatın, -geleneksel yatırım araçlarına göre örneğin- daha az esnek olması, piyasayı hareketlendiren değişkenlerden daha az etkilenmesi, daha zor değer kaybetmesi anlamına geliyor).

Aslında burada göstermek istediğim dikkat ve dil açısından, sanat fonları ve yöneticileri de başlı başına bir yazı konusu olabilir. Sanat fonları yöneticilerinin görevleri arasında, yatırımcılarla bağlantıya geçip onları ikna etmek; sanat eserlerinden kar/risk oranı verimli bir portfolyo oluşturmak; bu portfolyodaki eserleri almak için gereken teşebbüslerde bulunmak; satın alınmış eserlerin gereğince saklanmalarını sağlamak; piyasadaki hareketlenmeye göre gerektiğinde bunları yeniden elden çıkarmak ve böylece kar/risk oranını istenilen düzeylerde tutmak var.

[7] http://www.fineartwealthmgt.com/home/individual-investors

[8] http://www.fineartwealthmgt.com/home/institutional-investors

[9] http://www.fineartwealthmgt.com/home/family-offices

[10] http://www.fineartwealthmgt.com/home/financial-advisors

[11] http://www.fineartwealthmgt.com/home/art-fund-managers

[12] http://www.fineartwealthmgt.com/shop/index.php/fuseaction/shop.category/category_id/11/pid/288. Detaylar için sayfanın sol tarafındaki bağlantılara da bakılabilir.

[13] http://www.aiclondon.com/?Name=Value

[14] http://www.fineartwealthmgt.com/shop/index.php/fuseaction/shop.category/category_id/10/pid/288. Yine daha detaylı bilgi için sayfanın sol tarafındaki bağlantılara bakılabilir.

[15] http://www.fineartwealthmgt.com/downloads/Press_Release.pdf

[16] “Art Wealth - India”, http://www.fineartwealthmgt.com/shop/index.php/fuseaction/shop.category/category_id/29/pid/288

[17] Yaratıcı değişimi öne çıkaran ve daha hiyerarşik, geleneksel liderlikten ayrılan liderlik biçimi.

[18] Walter Benjamin, “Kütüphanemi Yerleştirirken”, Besim F. Dellaloğlu (der.) Benjamin, (İstanbul: Say Yayınları, 2006) s. 152.

[19] A.g.e., s.157.