/ Sanatçı Hakkı / Sanatçıların Küratörlere Karşı Hak Arayışı

Documenta 5’e gösterdiğimiz tepki sonucunda belirlediğimiz aşağıdaki koşulların tüm sergiler için geçerli olmasını talep ediyoruz:

1. Eserinin sergilenip sergilenmeyeceğine karar verme hakkı sanatçıya aittir. Neyi nerede sergileyeceğine sanatçı karar verir.

2. Bir sanat eseri, sanatçısının onayı olmadan herhangi bir sınıflandırmanın içine sokularak sergilenmemelidir.

3. Sanatçı katalogda kendisine ayrılan yerde, sansüre uğramadan istediğini yapma hakkına sahip olmalıdır.

4. Tüm kurumsal sergilerin bitiminde, ayrıntılandırılmış, eksiksiz bütçe dökümleri –katılımcı ödenekleri, taşıma masrafları, küratör ücretleri dahil– kamuya açıklanmalıdır.

Carl Andre, Hans Haacke, Donald Judd, Sol LeWitt, Barry Le Va Robert Morris, Dorothea Rockburne, Fred Sandback, Richard Serra, Robert Smithson

                                                                     *

 

On sanatçının imzaladığı bu ilan, Artforum dergisinin 1972 yılı Haziran sayısında yayınlandı.[1] Documenta 5’e ve daha genel olarak küratörler tarafından düzenlenen sergilere sanatçıların tepkisi bununla kalmadı. Robert Morris’in sergiden çekildiğini beyan eden mektubu Flash Art’ın Haziran sayısında çıktı. Her bir eserin sergi bütününe ve genel bir sergi temasına tabi kılınması fikrine isyan eden Morris, “eserlerimin yanlış yola sapmış sosyolojik ilkeleri ya da modası geçmiş sanat tarihi kategorilerini temsil etmek için kullanılmasını istemiyorum” diyordu.[2] Robert Smithson’ın Documenta 5’a katkısı, kataloğa yazdığı metinden ibaretti. “Kültürün Kuşatılması” başlıklı yazısının konusu küratörün dayatmacılığı idi: “Küratör, sanatçıdan sınırlarını belirlemesini istemek yerine, bir sanat sergisine kendi sınırlarını dayatınca, kültür kuşatılmış olur. … Kimi sanat sergileri metafizik çöplüklere mi dönüştü? Ya da zehir yayan havaya veya entelektüel zırvaya? Belki de görsel viraneye.” Smithson’a göre kültür hapishanesinin gardiyanı olan küratör, sanatçıları değilse bile eserlerini tutukluyordu. Sanat eserleri ancak toplumdan yalıtılıp küratörün elinden geçtikten sonra toplum tarafından tüketilmeye hazır hale geliyordu. Bu da şu demekti: “tamamen nötralize edilmiş, etkisizleştirilmiş, soyutlanmış, tehlikesiz, siyaseten uyuşturulmuş” ve metalaştırılmış sanat.[3] Daniel Buren ise yine katalog için yazdığı “Serginin Sergisi” başlıklı yazısında Documenta 5’in küratörü Harald Szeemann’ı “sergiyi bir sanat eseri olarak sergilemekle” suçladı. Sergi sanat eserini taklit edince ve küratör ‘eser’in müellifi olunca, sanatçı ne oluyordu?[4]

 

Documenta 5’in küratörü Harald Szeemann

 

1955’ten başlayarak beş yılda bir Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenegelen Documenta sergilerinin beşincisi sanatçıların tepkilerinin hedefindeydi. Çünkü 1972’deki Documenta 5, sergi tarihinde bir kırılmaya işaret ediyordu. O zamana kadar yapılmış olan bu en büyük ve en pahalı serginin düzenlenmesi bir küratöre, İsviçreli sanat tarihçisi Harald Szeemann’a emanet edilmişti. O da bir tematik çerçeve ortaya koydu: “Gerçekliği Sorgulamak: Bugünün İmgeleri”.[5] Eskiden beri sergilenecek eserleri belirlemekte kullanılan estetik kıstaslar terkedildi; artık amaç temayı canlandırmaktı. Yaratmanın yerini ‘algı’ ve ‘enformasyon’ aldı. Sanat tarihi bir kenara bırakıldı; önemli olan görsel deneyimdi. Sergi ne geçmişi anımsıyor, ne geleceğe işaret ediyordu.[6] Geleneksel olarak sanat diye kabul gören eserlerin yanı sıra, temaya hizmet eden kitsch nesneler, reklamlar, siyasi propoganda malzemeleri, dini ve etnolojik alametler, haber fotoğrafları, bilim kurgu imgeleri ve performanslar sergiye katıldı. Müze binasının cephesine asılan ve üzerinde “Sanat Lüzumsuzdur” yazan devasa yafta, sanki bu sergilenenlerin sanat olmadığını öne sürecekleri baştan susturmayı amaçlıyordu.

 

Documenta sergisinin mekânı Museum Fridericianum ve girişin üzerindeki “Sanat Lüzumsuzdur” yazısı

 

Sergi ‘sanat’ kavramının nereye kadar esnetilebileceğini göstermeye girişmişti ama kimi eleştirmenler fazla ileri gidildiğini düşündü. Sanat tarihçisi Barbara Rose’a göre, Szeemann “resmi ve heykeli neredeyse hiçe sayarak, günümüzde sanatın statüsünü bir sosyal aktivite olarak belgelemeyi seçti. Zamanın avangardı olma iddiasındaki etkinlikleri kendi amacı doğrultusunda kullanan Szeemann, böylece dünyanın en büyük kavramsal sanatçısı haline geldi. Yardımcılarıyla birlikte serginin yegâne büyük sanat eseri sayılabilecek devasa bir katalog yarattı. Bu katalog, çağdaş sanatçının toplumun dışında kalarak toplumsal kurumları eleştirmek için geliştirdiği her stratejiyi ve yaptığı her girişimi boşa çıkarıyordu. Böyle eylemleri sıralıyor, sınıflandırıyor ve sonunda mevcut toplumsal yapıya ve kültür kurumlarına kaynaştırıyordu … Görüldüğü kadarıyla kültür kurumlarımızın her türlü protestoya göz yumarak onları asimile etme konusundaki öldürücü kapasitesinden kaçış yok. Sanatçının her eleştirel hamlesi böylelikle etkisiz hale getiriliyor”.[7]

Documenta 5’e yaptığı darbe her ne kadar zamanında keskin eleştirilere maruz kalsa da, Harald Szeemann küratörlerin pîri kabul edildi.[8] Yalnızca sanatçıların değil, sergi düzenleyicilerinin de yıldızlaşabileceğini gösterdi. Ve o gün bu gündür Documenta sergileri –ve başka sergiler– küratörlerinin isimleriyle anılır oldu; küratör egemen bir figür haline geldi. Oysa başlangıcında Documenta sergilerinin bir amacı da sanatçıyı öne çıkarmak, hatta kahramanlaştırmaktı.[9] Çünkü Documenta aynı zamanda Nazilerin dejenere diye aşağıladığı sanata ve sanatçılara itibarlarını iade etme projesiydi…

 



[1] Lucy Steeds (der.), Exhibition (Londra & Cambridge, MA.: Whitechapel Gallery & MIT Press, 2014) s. 126-127.

[3] Robert Smithson, “Cultural Confinement” http://www.robertsmithson.com/essays/cultural.htm (erişim: 10 Nisan 2015).

[4] Daniel Buren, “Exhibitions of an Exhibition” http://www.e-flux.com/projects/next_doc/d_buren_printable.html (erişim: 10 Nisan 2015).

[5] Sonraki yılların mega-sergilerinin habercisi olan Documenta 5 üzerine hazırlanan bir gezici sergi 2007’den bu yana New York’tan başlayarak çeşitli kentleri dolaşıyor; son olarak 24 Şubat-20 Mart 2015 arasında Pittsburgh Üniversitesi’ndeydi.

[6] Harold Rosenberg, Art on the Edge: Creators and Situations (Chicago: University of Chicago Press, 1975) s. 262-263.

[8] Ali Artun, Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi, Estetik Modernizmin Tasfiyesi (İstanbul: İletişim-SanatHayat, 2012) s. 165.

[9] Bu gerekçeyle ilk iki Documenta’nın kataloglarında ayrı bir bölüm olarak sanatçı fotoğraflarına yer verilmişti. Reesa Greenberg, Bruce W. Ferguson ve Sandy Nairne (der.), Thinking About Exhibitions (Londra: Routledge, 1996) s. 75-76.

sanatçı hakkı