Sanatçı Bildirisi

Aşağıdaki iki metin, Kara Walker’ın 7 Eylül-14 Ekim 2017 tarihleri arasında New York’taki Sikkema Jenkins & Co. galerisinde açılacak sergisi için galeri yöneticilerinin ısrarlı talepleri üzerine kaleme aldığı sergi başlığı ve sanatçı bildirisidir. Kaynak: http://www.sikkemajenkinsco.com

 

Kara Walker, “Christ’s Entry into Journalism”, 2017

 

Sikkema Jenkins & Co. Galerisi, Sonbahar Sergi sezonunun en Müthiş ve Mühim Resim sergisini Mecburen sunar! 

Güzel Sanat koleksiyonerleri, en son Kara Walker takdimlerini görmek için galeriye akın edecek: Mississippi’nin kuzey tarafında Yaşayan Afrika-Amerikalı bir Kadın Sanatçı’nın en seçkin eserleri bunlar. Mütevazı koleksiyonerler Walker’ın fiyatlarını makul bulacak, daha girişken yapıda olanlarsa ilk bakışta Kelepir fırsatları görecek! Uzmanlar Miss Walker’ın Şaşırtma Taktiklerinin Tarihsel Değeri ve Düşünsel Yararı üzerine tartışacak. Sanat Tarihçileri eserlerin bir Kopuş’a mı yoksa Sürekliliğe mi işaret ettiğini sorgulayacak. Beyaz olmayan gözlemciler eserlerine kuşkuyla bakacak ve sosyal medyada Walker’a Kültürel İmha uygulama özgürlüklerini kullanacak. Ebeveynler masum çocuklarının gözlerini kapayacak. Öğretmenler sanat tarihi müfredatlarını yeniden gözden geçirecek. Prestijli Akademik Dernekler desteklerini geri çekecek, eski eş veya sevgililer tiksinti dolu bir dehşetle irkilecek. Eleştirmenler şaşkın bir sessizlik içinde başlarını sallayacak. Galeri Yöneticileri, kaldırımı dolduran meraklı kalabalığı görünce ellerini ovuşturacak.  Son ABD Başkanı gözle görülür biçimde suratını buruşturacak. İmparatorluklar çökecek – gerçi hangileri olduğunu ancak zaman gösterecek. 

 

Kara Walker, “The Pool Party of Sardanapalus (after Delacroix, Kienholz),” 2017

 

 

Sanatçı Bildirisi
Bir resim sergisi hakkında hiç de bildiri yazma ihtiyacı hissetmiyorum. Hepinizin benden ne beklediğini biliyorum ve bir noktaya kadar da beklentilerinizi karşıladım. Ama açıkçası yoruldum, öne çıkmaktan, taraf olmaktan, “söz sahibi olmak”tan ve daha beteri “örnek insan olmak”tan yoruldum. İşin aslı, ırk grubumun ve/veya toplumsal cinsiyet nişimin önde gelen bir üyesi olarak gösterilmekten yoruldum. Artık çok fazla geliyor; ve bu satırları yazarken, bu Allahın belası ülkede (iftiharla) bir ırka ve (kaçınılmaz biçimde) bir toplumsal cinsiyete mensup bir kişi olarak yaşama hakkımın ve gücümün, ellerinde bayraklar ve meşaleler, kurbanı oynayan suçlulara özgü sosyopatlıklarını çarpıcı teşhirlerle sergileyerek ırk saflığı gibisinden bir yamalı bohçanın gösterisini yapan beyaz (erkek) üstünlüğü yanlısı sersemlerin tehdidi altında olduğunu gayet iyi biliyorum. Gözlerimi deviriyor, kollarımı kavuşturuyor ve bekliyorum. İnsan, ırkçılığın Amerikan mitolojimizin temel gıdası olduğunu kaç farklı şekilde söyleyebilir? Irkçı memleketlilerimiz, Nazi Almanyası ile İç Savaş öncesi Güney eyaletleri karışımı, Turner Diaries romanından fırlamış ırk savaşı fantezilerini kaç farklı şekilde dışa vurabilirler? Bu arada, başlattıkları savaşları kaybetmiş ve daima kaybedecek devletlerden ve eyaletlerden bahsediyoruz – daima kaybedecekler çünkü biz geri kalanlar insanlığın en iyi yanlarını savunmasak, uygarlığı işler halde tutmasak, uslu olmasak, doğayı ve uğruna çalışıp yaşamaya değecek her şeyi korumasak bu beyaz ırkçılıklarının bu dünyada hayatta kalması asla mümkün olmaz.

Her neyse... bu sergi, kâğıt ve bez üzerine yapılmış eserlerden oluşuyor; eserler mürekkep, jilet, yapıştırıcı ve yağlıboya çubuğu kullanılarak çizildi ve kolajlandı. Mayıs ayında yazılan başlık haricinde, eserlerin hepsi 2017 yazında meydana getirildi. Sergi hiçbir surette etraflı, aktivist, veya kapsayıcı değil.

sanat-politika