Geleceğin Arzuları Var

1/9/2020 / skopduyuru

 

Dünyada henüz sayılı ülkede sokağa çıkma yasağı varken, Mart ayı sonlarında Bruno Latour, AOC için kaleme aldığı makalede “​Her şey durduysa, her şey sorgulanabilir de, dümen kırılabilir, iyiden iyiye ayıklamaya gidilebilir veya aksine hızlandırılabilir” diyor ve ekliyor: “Yapılacak en son şey, önceden yaptığımız her şeyi aynen kaldığı yerden sürdürmektir.”

Pandemi ile geçirdiğimiz bu dönem, mevcut çağdaş sanat ortamını da sorgulamak için bir fırsat, hatta değiştirmek adına ortak arzumuzu dile getirmek ve bu arzu etrafında birleşmek için mükemmel bir zamanlama gibi gözüküyor.

Bugün çağdaş sanat ortamı işbirliği yerine yarıştıran, bir aradalık yerine starlaştıran ve yalnızlaştıran neoliberal sistem ile iç içe varlığını sürdürüyor. Oysa pandemi ile, birlikte hareket etmenin önemi hiç olmadığı kadar vurgulandı: Sadece kendi hayatımızdan değil, yanımızdakinin hayatından da mesul olma durumundan hareket ile, yeni bir bir arada yaşama anlayışı ortaya çıkarken, kültür sanat ortamındaki kolektiflik ihtiyacı ve durumunu da yeniden konuşabiliriz.

“Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar” der Pablo Neruda. Kolektif olmak da biraz buna benziyor gibi, bir arada bir düşün belirsizliğinde kaybolup, yeniden birlikte yolunu bulmak ve bu şekilde hayatta kalmak.

PASAJ’ın 2020-2021 döneminde Türkiye ve yakın coğrafya ülkelerden katılımcılarla birlikte geliştireceği araştırma projesi “Geleceğin Arzuları Var” kolektif çalışmanın doğasını pratikten incelemeyi amaçlıyor. Kolektifliğin birden fazla oluşum biçimi olmasından yola çıkarak, farklı grupların motivasyonlarını, çalışma metodlarını, kolektif olmanın bugünkü doğası ve koşullarını araştırmayı hedefliyor.

“Biz” duygusu nasıl oluşur, benlik nasıl eşlik eder? Büyük tartışmalar sonrası yeniden nasıl başlanır? Kolektif çalışma uzun vadede nasıl devam eder? Bir kolektifin üyeleri ortak hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden gruptan ayrılırlar?

On yıllık kolektif bir tecrübenin sonucu olarak PASAJ, deneyim üzerinden birlikte çalışma yöntemleri geliştiriyor. Varoluşu ise bir zorunluluk veya bir formaliteye değil, ortak bir arzuya bağlı olarak kurgulanıyor. Maurizio Lazzarato’ya göre arzu ancak, bir önceki denge durumlarından kopuşu takiben, başka türlüsü imkansız olacak ilişkiler belirdiğinde ortaya çıkar. PASAJ’da bilgi kadar projeyi sahiplenip geliştirmek için duyulan arzu ve buna bağlı olarak alınan inisiyatif üzerinden rol dağılımı yapılıyor. Yapısı gereği her zaman oluş halindeki kolektif çoğulcu yapı, esneklik, özerk ortam ve çok seslilik üzerine kuruluyor.

PASAJ’ın bir yıl devam edecek bu araştırma projesi; kolektif olmayı sanatta olduğu kadar felsefe, sosyoloji ve psikoloji alanından da ele alan metinler odağında bir​literatür taraması​, çağdaş sanat alanında kolektif çalışan gruplara yönelik oluşturulan ​anket, anket neticesinde eşleştirilen gruplar ve belirlenen içerikler ile ​çevrimiçi toplantılar ve son olarak toplantı kayıtlarının yorumlanması ve yazıya dökülmesi ile oluşan ​kitap ​olmak üzere dört bölümden oluşuyor.

Türkiye’den ve yakın coğrafyadan kolektifler projeye davet edilerek; sosyal, ekonomik ve politik tansiyonları birbirine benzeyen, uyguladıkları metod ve eriştikleri çözümleri karşılıklı deneyebilir, kendi koşullarıyla yeniden uyarlayabilir yapılar bir araya getirilmek isteniyor. Şimdiye kadar belirlenmiş kolektifler arasında İstanbul, İzmir, Çanakkale, Mardin, Atina, Plovdiv, Sohum, Tahran ve Kazablanka’dan katılımcıları olan “Geleceğin Arzuları Var!” birlikteliğin cesaret verici, besleyici gücüne önem veriyor, değişik yapılarda işleyen kolektifleri davet ederek, onları yakından tanımayı amaçlıyor.

Programın PASAJ tarafından önerilen bir akışı olduğu gibi tüm süreç verilecek ortak kararlarda şekillenmeye açık. Sosyoloji alanında Nil Mutluer, psikoloji alanında İpek Altun ve felsefe alanında Leila Haghighat araştırmaya destek veriyor.